Abdülhamid Döneminde Osmanlı’nın Durumu ve Rostkovski Cinayeti

Osmanlı tarihinde hakkında en çok kitap yazılan padişahlardan biri sultan 2. Abdülhamid’tir. Özellikle son yıllarda popüler tarihin bir parçası haline gelen Abdülhamid, toplumun her kesimi için cezbedici bir tarihi kişiliktir. Bu cezbedicilik, beraberinde yoğun bir bilgi kirliliğini de yaratmıştır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun birbirine karıştığı bir ortamda Sultan Abdülhamid hakkında doğru bilgiye ulaşmak için titiz bir çalışma gerekmektedir.

Sultan Abdülhamid kimilerine göre astığı astık kestiği kestik zorba, Kızıl sultandır. Kimilerine göre ise Osmanlı’nın en zeki padişahlarından biri, gök sultan Abdülhamid handır. Tarihi gerçekler açısından değerlendirildiğinde her iki yorum da gerçekçilikten uzak, ideolojik, hayal ürünü yorumlardır. Sultan Abdülhamid ne Abdülhamid karşıtlarının anlattığı gibi kızıl sultandır. Ne de Abdülhamid üzerinden para kazanan Abdülhamid sevicilerin anlattığı gibi dünyanın önünde eğildiği, çekindiği büyük güce sahip bir sultandır. O sadece imparatorluğun yıkılışının önüne geçmek için çalışan, talihsiz bir Osmanlı sultanıdır. Talihsiz diyorum çünkü Osmanlı’nın en zor dönemine denk gelmiştir. Eğer imparatorluğun güçlü olduğu bir dönemde dünyaya gelmiş olsaydı bugün tarih kitapları Abdülhamid’i başka bir şekilde anlatabilirdi.

Sultan Abdülhamid’in 33 yıllık saltanatında gün ışığına çıkmayı bekleyen birçok ilginç, tarihi olaylar vardır. Bu olaylardan biri de Rusya’nın Manastır konsolosu Aleksandır Arkadeyeviç Rostkovski’nin öldürülmesidir. Bugüne kadar tarih kitaplarında geçmeyen bu cinayet hem o dönemde Osmanlı’nın gücünü, hem de Osmanlı- Rus ilişkilerini anlamak açısından önemlidir. Rostkovski cinayetine geçmeden önce Rusya’nın Osmanlı siyasetinden ve Rostkovski’nin kişiliğinden bahsetmeyi faydalı buluyorum.

Rusya – Osmanlı ilişkileri özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra hassas bir dengede devam etmiştir ve Rusya, Manastır’da ilk konsolosluğunu 1861 yılında açmıştır. 1877- 78 Osmanlı – Rus harbi dışında sürekli açık kalan Manastır konsolosluğuna 1895 yılında Aleksandır Arkadeyeviç Rostkovski isminde bir Rus diplomat atanmıştır.

Aleksandır Arkadeyeviç Rostkovski, 1860 yılında aristokrat bir Rus ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir ve Manastır konsolosluğundan önce Sofya, Brindisi, İyonya, Kudüs ve Beyrut şehirlerinde görev yapmıştır. Manastır onun bir cinayet sonucunda öldürüleceği son görev yeridir.

Rostkovski, kişilik olarak tam bir Türk düşmanıdır. Göreve atandığı günden itibaren yerel halka ve Osmanlı askerleri, yöneticilerine bir konsolosa yakışmayacak şekilde sert davranmıştır. Bu sert hareketleri bazen hakaret, bazen ise kırbaç cezası şeklinde olmuştur. Abdülhamid’in Mabeyin başkâtibi Tahsin Paşa, Rostkovski için ”karıştırıcı, şamatacı” demiştir (1)

Rostkovski’nin Manastır halkına yaptığı zulüm ve Osmanlı yöneticilerine karşı saygısız davranışları dönemin yabancı raporlarında, gazetelerinde de yer almıştır. Örneğin İngiltere’nin Manastır konsolosu Mac Gregor, Selanik Başkonsolosluğuna yazdığı raporda Rostkovski’nin halka ve emrindeki askerlere kötü muamele ettiğini yazmıştır.  Gregor’un raporuna göre Rostkovski bir keresinde Manastır valisiyle beraber yaptığı bir ziyarette ayağa kalkmayan bir Jandarma erine çok ağır hakaretler etmiştir

Osmanlı tebaasına acımasızca davranan Rus konsolosun bölge halkına davranışları hakkında bilgi sahibi olabileceğimiz diğer kaynak İngiliz seyyah Bayan Durham’ın gözlemleridir. Durham’a göre Rostkovski halka adeta bir köle gibi davranmaktadır. Hatta bir görgü tanığının ifadesine göre bir gün yolda arabasıyla giderken arabasına asılan bir çocuğu feci şekilde dövmüş, çocuğu konsolosun elinden jandarmalar zor kurtarmıştır (2)

Rostkovski’nin halka ve askerlere karşı böyle davranmasının altında aşırı bir Osmanlı düşmanlığı yatmaktadır.  1903 yılının Temmuz ayında kendisiyle görüşen bir Fransız gazeteciyle halkın ancak böyle sert bir yönetimden anlayacağını söyleyerek Osmanlı halkını küçümsediğini ifade etmiştir. (3) New York Times gazetesi de Rostkovski için doğulu milletlerin sert yönetime layık olduğuna inandığını yazmıştır (4)

Rus konsolosun Manastır halkına karşı sert tutumu diğer yabancı ülkelerin konsoloslarını da rahatsız etmiştir. Bu davranışların bölgede kendilerine karşı bir nefret uyandıracağından ve isyan hareketlerinin başlayacağından korkmuşlardır. (5)

Osmanlı halkına karşı kötü davranış sadece Rostkovski ile sınırlı değildir. Bölgede görev yapan Rus konsolosların çoğu  halka karşı sert ve saygısızca davranmıştır.  Örneğin domuz, eşek gibi hakaretler Rus konsolosların her gün kullandığı, sıradanlaşmış hakaretlerinden bazılarıdır. Rusların bölgede uyguladıkları sert muamelelerden bazıları şunlardır:

Üsküp konsolosu sırf eğlenmek için sokak köpeklerini acımasızca öldürmeyi adet haline getirmiştir.

Mitroviçe konsolosu Maşkof, Üsküp demiryolu istasyonunda bir polis memurunu kırbaçlamıştır.

Rostkovski’den sonra Manastır konsolosluğuna geçici olarak atanan Mandelstam, kendisine selam vermeyen bir askere silah çekmiştir.

Rus konsoloslar, davranışlarında o kadar ayarı kaçırmışlardır ki Rusya Hariciye Nazırı Kont Lamsdof bile kızarak yapılanların aptalca olduğunu dile getirmiştir (6)

Aleksandır Arkadeyeviç Rostkovski Cinayeti ve Sonrasında Yaşananlar

Göreve geldiği günden beri Manastır halkına sert davranan Rostkovski 8 Ağustos 1903 te bir Jandarma erinin silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetmiştir.  Bir Rus konsolosun öldürülmesi hem bölgedeki  yabancı konsolosları tedirgin etmiş hem de Osmanlı – Rus ilişkilerini gerginleştirmiştir. Cinayet hakkında Osmanlı, Rus ve diğer yabancı kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Ancak tüm kaynakların anlattığına göre cinayet şöyle gerçekleşmiştir:

1903 yazını ailesiyle beraber Bukova’da geçiren Rostkovski, 8 Ağustos sabahında yanında ailesi ve Bulgar öğretmen Mısırkov ile birlikte Manastır’a dönmüştür.  Konsolos, görev yerine doğru gittiği sırada Nüzhetiye karakolu önünden geçerken bir Jandarma erinin kendisini selamlamadığını görünce çok sinirlenir ve askerin üzerine doğru yürür. Çıkan tartışma sonucunda Jandarma er, silahını ateşleyerek Rostkovski’yi öldürür

Kaynakların ortak anlatımına göre cinayet böyle gerçekleşmiştir. Ancak Rostkovski ve Jandarma eri arasında ne yaşandığı konusunda farklı iddialar vardır. Türklere göre konsolos, Jandarma’nın yüzüne kırbaçla vurmuştur.  Fransızlara göre Rostkovski’yi öldüren Jandarma, daha önce de kendisini tokatlayan konsolosu intikam almak için öldürmüştür (7) İngilizlere göre ise konsolos, Jandarma’ya silah çektiği için Jandarma kendini savunmak için vurmuştur.

New York Times 16 Ağustos 1903

Kaynaklar karşılaştırıldığında Türk ve İngilizlerin anlatımı birbiriyle uyuşmaktadır. Rostkovski, Jandarma eri kendisini selamlamadığı için kırbaçlamış ya da silahını çekmiştir. Kesin olan şey ise olayda ilk hamleyi Rus konsolosun yaptığıdır.  Ruslar, konsolosun başka yerden ateş edilen bir kurşunla suikasta gittiğini iddia etse de bu iddia gerçek dışıdır.

Cinayetten hemen sonra Sultan Abdülhamid’in emriyle divan-ı harp kurulmuştur ve Rumeli umumi müfettişi, Hüseyin Hilmi Paşa’ya bir an önce suçluları cezalandırması talimatı verilmiştir. Mahkeme vakit kaybetmeden bir an evvel yargılamaya başlamıştır. Aslında yargılamanın sonucu en baştan bellidir. Konsolosu öldüren Jandarma er, Rusya ile karşı karşıya gelmemek için idam edilecektir.

Davanın 5. gününde 13 Ağustos 1903 tarihinde Jandarma er Halim’i ceza kanununun 170. maddesi gereğince idam cezasına çarptırır. Ayrıca olayla hiçbir ilgisi olmayan diğer Jandarma er Abbas’ta Halim’i serbest bırakmakla suçlanarak idamla cezalandırılmıştır.

Cezalar bunlarla sınırlı kalmamıştır. Ayrıca er Zeynel ile Belediye Fenercisi Tevfik, yalancı şahitlikten 5 ve 15 yıl hapis, Konsolosa hakaret etmekle suçlanan  Mülazım İsmail Hakkı Efendi ile Mülazım Salih Efendi ordudan uzaklaştırma cezası almıştır.

Jandarma er Halim ve Abbas hemen o gün konsolosun öldürüldüğü yerde halkın gözleri önünde idam edilmiştir. Verilen karar hukuk açısından bir kara lekedir. Çünkü Jandarma, konsolosu kendisini öldürmek istediği için vurmak zorunda kalmıştır. Yani ortada bir nefs-i müdafaa söz konusudur ve cezası en fazla 15 yıldır. Ancak Rusya’nın baskısına dayanamayan Abdülhamid,  2 askeri idam etmek zorunda kalmıştır. Tahsin paşaya göre idamlar, Rusya’nın baskısıyla verilmiş, acı kararlardır. (8)

Rostkovski cinayeti hem o günün koşullarında Osmanlı’nın yaşadığı siyasi güçlükleri, hem de yabancı konsolosların özellikle de Rusların gözünde Osmanlı’nın değerini göstermektedir. Halkı insan yerine bile koymayan bir konsolos, kendisini kırbaçlayan bir asker tarafından öldürüldüğü için devlet mağdur durumdaki askerini idam etmek zorunda kalmıştır. Rusya ise maktul konsolosunun sert uygulamaları için bir özür bile dilememiştir. Hatta 17 Ağustos 1903 tarihinde Karadeniz’e donanma çıkartarak Osmanlı’ya ültimatom vermiştir. Abdülhamid, Rusların ültimatomu karşısında hiçbir şey yapamamıştır. Çünkü elde Rusya ile savaşacak bir donanma yoktur. Yapılacak şey Rusya’yı kızdırmamaktır.

Rus konsolosun cinayeti Abdülhamid döneminin ilginç ve acı veren olaylarından biridir. Sadece bu olay bile Abdülhamid’in yaşadığı dönemin zorluğu hakkında bilgi vermektedir. Rostkovski cinayetinden de anlaşılacağı gibi Sultan Abdülhamid ne Kızıl sultandır ne de popüler tarihin anlattığı gibi dünyayı titreten bir sultandır. O sadece hasta adamın ömrünü biraz daha uzatmaya çalışan son irade sahibi imparatordur

TIBBIYELİ HİKMET

KAYNAKLAR

1-Tahsin Paşa – Abdülhamit Yıldız Hatıraları, İstanbul: Ahmet Halit Kitaphanesi 1931 s.142

2-Mary Edith Durham – Twenty Years of Balkan Tangle, London: GeorgeAllen & Unwin 1920 s.70

3- Le Matin, 10 Agustos 1903

4- New York Times 11 Ağustos 1903

5-Duncan M. Perry – “Death of a Russian Consul: Macedonia 1903”,Russian History/Histoire Russe, 7(1-2) s.210

6- Steven Sowards – Austria – Hungary and Macedonian Reforms 1902-1908, Indiana University (Unpublished Doctorate Thesis) 1981 s. 55 -56

7- Le Matin 17 Ağustos 1903

8-Tahsin Paşa a.g.e. s.142

 

Bir Cevap Yazın

Creampie