Tarih

Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Tarih
  O, bugün İslamcıların ve ülkücülerin bir kesiminin gözünde büyük üstad… Hatta bazılarına göre büyük Müslüman… Şiirlerinde yaşadığı her şeyi yazan, bir söz ustası şair…  Necip Fazıl Kısakürek… Günümüzde birçok ideolojik ve siyasi tartışmalara konu olan Necip Fazıl hayatı boyunca gel gitler yaşayan biridir. Gençliğinde bohem bir hayat yaşamıştır. Öyle ki  Fransa’da okuduğu yıllarda alkol ve kumara bağlılığından dolayı kaldığı evin kirasını bile ödeyemeyip sokakta kalmış, yurt dışında sefil bir hayat sürmüştür. Necip Fazıl’ın kumara, alkole, kadına düşkünlüğü gençlik yıllarında yazdığı şiirlere de yansımıştır.  Kadın bacakları isimli şiirinde kadınlara olan düşkünlüğünü şöyle ifade etmiştir: Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var, Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezili
Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarih
Son haftalarda Cumhuriyet tarihi konusunda her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Birkaç kendini bilmez tarihten habersiz cahilin Atatürk’e attığı iftiraları hepimiz gördük. Geçen de bir TV kanalında Atatürk düşmanlarının tam zıttı bir anlayışla Atatürk’ün bir mucize gibi anlatıldığına şahit oldum. Programa konuk olan konuşmacının iddiasına göre Atatürk her şeyi tek başına yapmış, silah arkadaşlarının hepsi kıt zekâlı, beceriksiz insanlarmış, hatta bu insanlar Mustafa Kemal’in savaşı kaybetmesi için dua etmiş falan filan. İzlerken bu nasıl bir fanatizm demekten kendimi alamadım. Tarihi illa böyle uç noktalarda yorumlamak zorunda mıyız? İlla ki Atatürk ya hain ya da İnsanüstü bir varlık olmak zorunda mı? Bir orta yolunu bulamıyor muyuz? Atatürk'ün tarihi değerini küçültmeye çalış
Osmanlı Döneminde Cinsellik ve Cinselliğin Tarihi

Osmanlı Döneminde Cinsellik ve Cinselliğin Tarihi

Tarih
Osmanlı imparatorluğunun en önemli özelliklerinden birisi yaşadığı her şeyi kayıt altına alan bir devlet olmasıdır. Okuyan bir bir millet olmasa da yazan bir devlettir ve bugün Osmanlı tarihi hakkında araştırma yapan tarihçiler, aşağı yukarı her konuda zengin bir arşiv kaynağı bulmaktadırlar. Osmanlı, yazma konusunda günümüzden bile ileri seviyedeydi. Bugün bile mahrem, ayıp kabul edilen konularla ilgili Osmanlı döneminde yazılmış eserler vardır. Bu konuların başında ise cinsellik gelmektedir. Her ne kadar din kurallarıyla yönetilen bir devlet olsa da cinsellik konusunda özgürce risaleler basılmış, şiirler yazılmıştır. İşin ilginç yönü, padişaha en küçük isyan hareketine kalkışan ölümle cezalandırılırken cinsellik konusunda en uç noktada yazılan kitaplara bir ceza gelmemiş, yazanlar
Milli İrade’ye ”Sopa” Darbesi : 1912 Sopalı Seçimleri

Milli İrade’ye ”Sopa” Darbesi : 1912 Sopalı Seçimleri

Tarih
1876 yılında Kanun-i esasinin kabul edilmesiyle başlayan Parlamenter sistem geçmişimizde gerek Osmanlı döneminde gerek Cumhuriyet döneminde iktidar ve muhalefet partileri arasında zaman zaman ciddi siyasi kavgalar yaşanmıştır. Bu kavgaların altında yatan en önemli nedenlerden biri gücü elinde tutan iktidar partisinin, muhalefeti susturma çabasıdır. Yüzyıllarca süren monarşiden sonra meşrutiyete geçişte demokrasinin doğum sancıları olarak niteleyebileceğimiz siyasi kavgaların yaşanması, partilerin birbirini yok etmeye çalışması normaldir. Bu kavgaların en önemlilerinden biri, belki de en meşhuru tarihe ”sopalı seçim” olarak geçen 1912 genel seçimleridir. Sopalı seçimlere geçmeden önce dönemin şartlarını ve siyasi havasını anlatmakta fayda var. Çünkü tarihi olayları değerlendirirken d
Abdülhamid Döneminde Osmanlı’nın Durumu ve Rostkovski Cinayeti

Abdülhamid Döneminde Osmanlı’nın Durumu ve Rostkovski Cinayeti

Tarih
Osmanlı tarihinde hakkında en çok kitap yazılan padişahlardan biri sultan 2. Abdülhamid’tir. Özellikle son yıllarda popüler tarihin bir parçası haline gelen Abdülhamid, toplumun her kesimi için cezbedici bir tarihi kişiliktir. Bu cezbedicilik, beraberinde yoğun bir bilgi kirliliğini de yaratmıştır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun birbirine karıştığı bir ortamda Sultan Abdülhamid hakkında doğru bilgiye ulaşmak için titiz bir çalışma gerekmektedir. Sultan Abdülhamid kimilerine göre astığı astık kestiği kestik zorba, Kızıl sultandır. Kimilerine göre ise Osmanlı’nın en zeki padişahlarından biri, gök sultan Abdülhamid handır. Tarihi gerçekler açısından değerlendirildiğinde her iki yorum da gerçekçilikten uzak, ideolojik, hayal ürünü yorumlardır. Sultan Abdülhamid ne Abdülhamid karşıt
Atatürk’e Bile Fesh Yetkisi Vermeyen Gazi Meclisin Dik Duruşu

Atatürk’e Bile Fesh Yetkisi Vermeyen Gazi Meclisin Dik Duruşu

Tarih
Cumhuriyet'in ilanı  ve tek parti dönemiyle ilgili en çok tekrarlanan yanlışlardan biri Cumhuriyet'in tepeden inme bir devrimle gerçekleştiği, tek parti döneminde meclisin hiçbir söz hakkı olmadığıdır. Bu iddia gerek TBMM nin kuruluşunda gerekse Cumhuriyet'in ilanı sonrasında hiçbir dönem için geçerli değildir. Türk milleti kurtuluş savaşının en ateşli günlerinde Anadolu'nun ortasında bir meclis kurarak meşruiyeti en baştan itibaren tek kişinin sözüyle değil mecliste aramıştır ve kurduğu meclise ''Büyük Millet Meclisi'' demiştir. 23 Nisan 1920 de kurulan TBMM, gerçekten ismi gibi büyük bir meclistir. O kadar büyük bir meclistir ki Sakarya savaşının ateşli günlerinde bile çalışmalarına ara vermeden devam etmiş, milletin kurtarıcısı olan Gazi Mustafa Kemal'e bile yetkisini sadece 3 ay
İlk Kadın İşçi Şairimiz: Yaşar Nezihe

İlk Kadın İşçi Şairimiz: Yaşar Nezihe

Tarih
19. yüzyıl pek çok açıdan Türk sosyal hayatında değişikliklerin yaşandığı bir yüzyıldır. Özellikle yüzyılşın son çeyreğinde, meşrutiyetin ilanı ve sonrasında başlayan özgürlükçü fikirlerin basın hayatında kendine yer bulmasıyla toplum hayatında bir değişim kıpırdanmaları başlamıştır. Bu kıpırdanma, yüzyıllar boyunca erkeğin kölesi olan kadınlar arasında da kendisini göstermiştir. İlk feminizm hareketlerinin başlaması, kadınların dergilerde gazetelerde kendilerini ifade edebilmesi, kadın dergilerinin çıkması ve edebiyat dünyasına kadın şairlerin girmesi, Cumhuriyet döneminde kadının özgürleşmesinin çekirdeğini oluşturmuştur. Kadın şairlerimizin edebiyat dünyasında yer almaya başladığı dönemde dünyaya gelen, hayatı boyunca  geçim sıkıntısı çeken, şiir yazmaya küçük yaşta başlayan ve b
Nazi Döneminde Alman Yargısı ve Hitler’in Yargıçları

Nazi Döneminde Alman Yargısı ve Hitler’in Yargıçları

Tarih
Diktatör rejimlerinin en önemli güçlerinden biri yargıdır. Hiçbir dikta rejiminde yargı bağımsız değildir. Tam aksine ölümüne diktatöre bağlı hakim ve savcılardan meydana gelen bir infaz kurumu gibi çalışırlar. Bu nedenle bir ülkede diktatörlüğün gerçek anlamda kurulabilmesi için yargının siyasi iradeye bağlanması şarttır. O halde şunu çok rahat söyleyebiliriz : ''Bir diktatörün, diktatörlüğe doğru yürüdüğü yolun taşlarını hakimler ve savcılar döşer'' Bağımsız yargı, hukuk devletinin teminatı ise siyasi yargı, diktatörlüğün teminatıdır. Demokrasinin celladı, diktatörler değil, hukuka sahip çıkıp diktatörün karşısında dik duramayan yargı mensuplarıdır. Hitler dönemi yargı sistemine baktığımızda bu tezin ne kadar doğru olduğu net şekilde görülür. Hitleri, Hitler yapan, kendisine ba
Kadıköy’ün Sembolü Boğa Heykelinin Hikayesi

Kadıköy’ün Sembolü Boğa Heykelinin Hikayesi

Tarih
Kadıköy'e gelen herkesin mutlaka bir kez fotoğraf çektirdiği, buluşmak için yer olarak tarif ettiği Boğa heykelinin tarihçesini biliyor musunuz? Her gün önünden geçtiğimiz, Kadıköy'ün sembolü haline gelen Boğa heykelinin geçmişi hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz? Bu heykel Kadıköy'e nerden geldi? Kadıköy'de boğanın işi ne? Tüm bu soruları tek tek cevaplayacağım. İşte Paris'ten Kadıköy'e boğa heykelinin 152 yıllık hikayesi... Boğa heykeli ya da diğer adıyla tokuşan boğa 1864 yılında Fransız heykeltraş Jules Isidore Bonheur tarafından yapılmıştır ve ilk kez 1865 yılında Fransız Güzel Sanatlar Akademisi Resmi Sanat Sergisi’nde sergilenmiştir. 1865 “Paris Salon” Sanat Sergisinde Jules Isidore Bonheur’un “Tokuşan Boğa” heykeli Jules Isidore Bonheur Tokuşan boğa figürü ge
Atatürk’ün Eğitim Anlayışı ve Öğretmenlere Verdiği Önem

Atatürk’ün Eğitim Anlayışı ve Öğretmenlere Verdiği Önem

Tarih
Cumhuriyetin Osmanlı'dan devraldığı en büyük sorunlardan biri eğitimsizliktir. Yüzyıllardır imparatorluğu içten içe çürüten cehalet ve geri kalmışlık sonunda 623 yıllık bir devletin çöküşüne neden olmuştur. Kuruluş ve yükseliş dönemlerinde geleceği görebilen basiret sahibi, genç, eğitimli sultanların yönetiminde bilim ve teknikte Avrupa'dan gelişmiş olan devlet, 17. yüzyıl sonrasında adeta bilime, eğitime kapılarını kapatmış, kendini cehaletin karanlığına gömmüştür. Osmanlı'nın eğitimde ve bilimde gelişmiş düzeye sahipken nasıl geri kaldığı üzerinde uzun uzun tartışılması gereken bir konudur. Bu durumun birçok nedeni vardır ama en önemli nedenlerden biri Avrupa'daki Rönesans, reform ve coğrafi keşifler döneminin Osmanlı'nın en güçlü olduğu döneme denk gelmesidir. Siyasi ve askeri gü