Tarih

Lozan Türk Tarihinin Şanlı Zaferlerinden Biridir

Lozan Türk Tarihinin Şanlı Zaferlerinden Biridir

Tarih
Bugün Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Lozan anlaşmasının 94. Yıl dönümü… Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu, emperyalizmin yenilgiyi kabul ettiği gün… Aradan neredeyse 100 yıl geçti ama hala ne Cumhuriyet’in değerini tam manasıyla anlayabildik. Ne de Lozanı… Kendisine sözde üstat tarihçi diyen ama tarihçiden daha çok Maraş dondurmacısına benzeyen fesliler yıllarca Lozan hakkında utanmazca yalanlar uydurdular.  Eni boyunu tutmayan saçmalıklarla hem Türk milletini zehirlediler hem tarihe ihanet ettiler. Bu tarih yalancılarına göre Lozan hezimetmiş. Çünkü Lozan’da biz 12 adayı, Musul’u, Kerkük’ü vermişiz. Sadece bununla yetinsek iyi. Bir de Lozan’da nasıl oluyorsa dinsiz olmayı kabul etmişiz. İngilizlere ‘’Biz artık Müslüman dindar bir millet olmaya
Osmanlı Armasının Tarihi Geçmişi ve Hikayesi

Osmanlı Armasının Tarihi Geçmişi ve Hikayesi

Tarih
Arma geleneği ilk olarak haçlı seferleri sırasında başlamıştır. Şövalyeler, müfrezelerini ayırt etmek için kendilerini ifade eden armalar kullanmıştır. Haçlı seferleriyle başlayan arma geleneği daha sonra Kralların, zengin ailelerin, tarikatların, Üniversitelerin sembolü olmuştur. (1) Osmanlı’da ise arma diye bir gelenek yoktu. Arma yerine sayılabilecek semboller padişahların tuğralarıyla sancaklardaki tek ve üç hilaldir. Ancak bunlar batılı tarzda armalar sayılamazlar. Çünkü her padişahın tuğrası farklıydı. Devleti değil padişahı sembol eden işaretlerdi. Arma ise devleti ifade eden semboldür. Osmanlı’da İmparatorluğun son dönemine kadar bir devlet arması olmamıştır.(2) Peki, bugün hepimizin bildiği özellikle muhafazakar kesimin çok benimsediği Osmanlı arması neden ve nasıl ortay
Türk Edebiyatında Hiciv Sanatı

Türk Edebiyatında Hiciv Sanatı

Tarih
Şiir, sadece aşktan, özlemden, sevgiden bahsedilen bir yazım türü değildir. Siyasi ve sosyal konularda şiirlerde yer alabilir. Devlet yöneticileri şiirlerde eleştirilebilir. Divan edebiyatında bu tarz şiirlere hiciv, halk edebiyatında ise taşlama denir. Hiciv ve taşlamanın amacı bir siyasi ya da sosyal sorunu yermek ve halka nasihat etmektir. Bu yüzden hicvin dili çoğu zaman serttir. Hatta bazen bu sertlik ağza alınmayacak küfürlere kadar varabilir. Gerek divan gerekse halk edebiyatımızda bugün bile kolay kolay yazılamayacak sertlikte şiirler vardır. İşte size Türk edebiyat tarihinden bazı örnekler: Hiciv denildiğinde akla gelen ilk şairlerimizden biri şair Eşref’tir. 19. Yüzyıl’ın şairlerinden olan Eşref, şiirlerinde dönemin siyasi ve sosyal sorunlarını sert bir dille eleştirmiş
Emperyalizmi Pasif Direnişle Dize Getiren Lider: Mahatma Gandhi

Emperyalizmi Pasif Direnişle Dize Getiren Lider: Mahatma Gandhi

Tarih
Mahatma Gandhi... 20. yüzyılın en büyük halk liderlerinden biri... Atatürk'ten sonra İngiliz emperyalizmini yenilgiye uğratan ikinci  devrimci... Bağımsızlığın silahsız direnişle de kazanılabileceğini ispatlayan bir bilge... Bugün Hintlilerin Mahatma yani kutsal ruh olarak isimlendirdikleri Gandhi, 2 Ekim 1869 da Hindistan'ın Gujarat eyaletinin Porbandar kasabasında dünyaya geldi. Asıl ismi Mohandas Karamçand’tır. (1) Daha sonra Hindistan'ın bağımsızlığında üstlendiği büyük rol yüzünden ''Mahatma'' (Yüce ruh) ismini almıştır. Gandhi, Hindistan'ın bağımsızlık önderi olmadan önce bir avukattı. Hukuk eğitimini hayatı boyunca mücadele edeceği İngiltere'de gördü. Londra'da hukuk eğitimi aldıktan sonra 1893 yılında bir Hintli hukuk şirketinde çalışmak için Güney Afrika'ya gitti.(2)
Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Tarih
  O, bugün İslamcıların ve ülkücülerin bir kesiminin gözünde büyük üstad… Hatta bazılarına göre büyük Müslüman… Şiirlerinde yaşadığı her şeyi yazan, bir söz ustası şair…  Necip Fazıl Kısakürek… Günümüzde birçok ideolojik ve siyasi tartışmalara konu olan Necip Fazıl hayatı boyunca gel gitler yaşayan biridir. Gençliğinde bohem bir hayat yaşamıştır. Öyle ki  Fransa’da okuduğu yıllarda alkol ve kumara bağlılığından dolayı kaldığı evin kirasını bile ödeyemeyip sokakta kalmış, yurt dışında sefil bir hayat sürmüştür. Necip Fazıl’ın kumara, alkole, kadına düşkünlüğü gençlik yıllarında yazdığı şiirlere de yansımıştır.  Kadın bacakları isimli şiirinde kadınlara olan düşkünlüğünü şöyle ifade etmiştir: Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var, Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezili
Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarih
Son haftalarda Cumhuriyet tarihi konusunda her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Birkaç kendini bilmez tarihten habersiz cahilin Atatürk’e attığı iftiraları hepimiz gördük. Geçen de bir TV kanalında Atatürk düşmanlarının tam zıttı bir anlayışla Atatürk’ün bir mucize gibi anlatıldığına şahit oldum. Programa konuk olan konuşmacının iddiasına göre Atatürk her şeyi tek başına yapmış, silah arkadaşlarının hepsi kıt zekâlı, beceriksiz insanlarmış, hatta bu insanlar Mustafa Kemal’in savaşı kaybetmesi için dua etmiş falan filan. İzlerken bu nasıl bir fanatizm demekten kendimi alamadım. Tarihi illa böyle uç noktalarda yorumlamak zorunda mıyız? İlla ki Atatürk ya hain ya da İnsanüstü bir varlık olmak zorunda mı? Bir orta yolunu bulamıyor muyuz? Atatürk'ün tarihi değerini küçültmeye çalış
Osmanlı Döneminde Cinsellik ve Cinselliğin Tarihi

Osmanlı Döneminde Cinsellik ve Cinselliğin Tarihi

Tarih
Osmanlı imparatorluğunun en önemli özelliklerinden birisi yaşadığı her şeyi kayıt altına alan bir devlet olmasıdır. Okuyan bir bir millet olmasa da yazan bir devlettir ve bugün Osmanlı tarihi hakkında araştırma yapan tarihçiler, aşağı yukarı her konuda zengin bir arşiv kaynağı bulmaktadırlar. Osmanlı, yazma konusunda günümüzden bile ileri seviyedeydi. Bugün bile mahrem, ayıp kabul edilen konularla ilgili Osmanlı döneminde yazılmış eserler vardır. Bu konuların başında ise cinsellik gelmektedir. Her ne kadar din kurallarıyla yönetilen bir devlet olsa da cinsellik konusunda özgürce risaleler basılmış, şiirler yazılmıştır. İşin ilginç yönü, padişaha en küçük isyan hareketine kalkışan ölümle cezalandırılırken cinsellik konusunda en uç noktada yazılan kitaplara bir ceza gelmemiş, yazanlar
Milli İrade’ye ”Sopa” Darbesi : 1912 Sopalı Seçimleri

Milli İrade’ye ”Sopa” Darbesi : 1912 Sopalı Seçimleri

Tarih
1876 yılında Kanun-i esasinin kabul edilmesiyle başlayan Parlamenter sistem geçmişimizde gerek Osmanlı döneminde gerek Cumhuriyet döneminde iktidar ve muhalefet partileri arasında zaman zaman ciddi siyasi kavgalar yaşanmıştır. Bu kavgaların altında yatan en önemli nedenlerden biri gücü elinde tutan iktidar partisinin, muhalefeti susturma çabasıdır. Yüzyıllarca süren monarşiden sonra meşrutiyete geçişte demokrasinin doğum sancıları olarak niteleyebileceğimiz siyasi kavgaların yaşanması, partilerin birbirini yok etmeye çalışması normaldir. Bu kavgaların en önemlilerinden biri, belki de en meşhuru tarihe ”sopalı seçim” olarak geçen 1912 genel seçimleridir. Sopalı seçimlere geçmeden önce dönemin şartlarını ve siyasi havasını anlatmakta fayda var. Çünkü tarihi olayları değerlendirirken d
Abdülhamid Döneminde Osmanlı’nın Durumu ve Rostkovski Cinayeti

Abdülhamid Döneminde Osmanlı’nın Durumu ve Rostkovski Cinayeti

Tarih
Osmanlı tarihinde hakkında en çok kitap yazılan padişahlardan biri sultan 2. Abdülhamid’tir. Özellikle son yıllarda popüler tarihin bir parçası haline gelen Abdülhamid, toplumun her kesimi için cezbedici bir tarihi kişiliktir. Bu cezbedicilik, beraberinde yoğun bir bilgi kirliliğini de yaratmıştır. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunun birbirine karıştığı bir ortamda Sultan Abdülhamid hakkında doğru bilgiye ulaşmak için titiz bir çalışma gerekmektedir. Sultan Abdülhamid kimilerine göre astığı astık kestiği kestik zorba, Kızıl sultandır. Kimilerine göre ise Osmanlı’nın en zeki padişahlarından biri, gök sultan Abdülhamid handır. Tarihi gerçekler açısından değerlendirildiğinde her iki yorum da gerçekçilikten uzak, ideolojik, hayal ürünü yorumlardır. Sultan Abdülhamid ne Abdülhamid karşıt
Atatürk’e Bile Fesh Yetkisi Vermeyen Gazi Meclisin Dik Duruşu

Atatürk’e Bile Fesh Yetkisi Vermeyen Gazi Meclisin Dik Duruşu

Tarih
Cumhuriyet'in ilanı  ve tek parti dönemiyle ilgili en çok tekrarlanan yanlışlardan biri Cumhuriyet'in tepeden inme bir devrimle gerçekleştiği, tek parti döneminde meclisin hiçbir söz hakkı olmadığıdır. Bu iddia gerek TBMM nin kuruluşunda gerekse Cumhuriyet'in ilanı sonrasında hiçbir dönem için geçerli değildir. Türk milleti kurtuluş savaşının en ateşli günlerinde Anadolu'nun ortasında bir meclis kurarak meşruiyeti en baştan itibaren tek kişinin sözüyle değil mecliste aramıştır ve kurduğu meclise ''Büyük Millet Meclisi'' demiştir. 23 Nisan 1920 de kurulan TBMM, gerçekten ismi gibi büyük bir meclistir. O kadar büyük bir meclistir ki Sakarya savaşının ateşli günlerinde bile çalışmalarına ara vermeden devam etmiş, milletin kurtarıcısı olan Gazi Mustafa Kemal'e bile yetkisini sadece 3 ay