Tarih

İngiliz Hizmetkârı Bir Şeyh-ül İslam: Mustafa Sabri

İngiliz Hizmetkârı Bir Şeyh-ül İslam: Mustafa Sabri

Tarih
Atatürk düşmanlığının prim yaptığı bu dönemde sözde resmi tarih yalanlarını deşifre ettiğini söyleyen bir takım kişiler ortaya çıktılar. Tarih alanında hiçbir uzmanlıkları olmayan bu insanların yaptığı tek şey tarihi ters yüz etmektir. Hainleri kahraman, kahramanları ise hain olarak anlatan bu sözde tarihçilerin görevi topluma tarihini unutturmaktır. Kendilerine verilen görev toplum mühendisliği yapmaktır. Tarih yalancılarının vatansever olarak anlattığı en önemli hainlerden birisi de Mustafa Sabri efendidir. Damat Ferit hükümetinin Şeyh-ül islamı olan Mustafa Sabri Efendi Milli mücadelenin en büyük düşmanlarından biridir. Anadolu’daki kurtuluş savaşını engellemek için elinden geleni yapmış fakat diğer hainler gibi amacına ulaşamamıştır. Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra da 150 li
Cumhuriyet’in Yarım Kalan Projesi Köy Enstitülerin Kuruluşu ve Amacı

Cumhuriyet’in Yarım Kalan Projesi Köy Enstitülerin Kuruluşu ve Amacı

Tarih
Kurtuluş savaşı zaferle sonuçlandığında ülkedeki en önemli sorunlardan biri cehaletti. Yüzyıllardır padişahların boyunduruğu altında emeği sömürülen, savaşlarda canını veren Anadolu halkı cahil bırakılmış, cehaletin karanlığına gömülmüştür. Bağımsızlık savaşında milletiyle beraber savaşan, Türk milletinin başkomutanı Mustafa Kemal, Anadolu halkının cahilliğini o günlerde yakından gördü. Anadolu’nun birçok köyünde okul bile yoktu, okuma yazma oranı çok düşüktü.  Eğitimli insan bulabilmek çok zordu. Tüm bu çaresizliklere şahit olan Mustafa Kemal, daha kurtuluş savaşı kazanılmadan eğitimle ilgili çalışmalara başladı. 16 Temmuz 1921’de Ankara’da düzenlenen Maarif kongresinde konuşan Mustafa Kemal eğitim sorununa şöyle dikkat çekmiştir: "... Devlet bünyesinde yüzyıllar boyu derin i
Milli Mücadele Düşmanı Bir Vatan Haini: Ali Kemal

Milli Mücadele Düşmanı Bir Vatan Haini: Ali Kemal

Tarih
Kurtuluş savaşı, Türk milletinin en büyük destanlarından birinin yazıldığı dönem olduğu kadar işgalciler için çalışan vatan hainlerinin de çok olduğu bir dönemdir. Türk milleti, varlık yokluk mücadelesi verirken Mustafa Kemal gibi kahraman bir başkomutanı gördüğü gibi İngilizlerle iş birliği yapan, karakter yönünden zayıf vatan hainlerini de görmüştür. Bu hainlerin başında gelen isimlerden biri Ali Kemaldir. Mütareke basınının sembol ismi olan Ali Kemal, Kurtuluş savaşında milli mücadele ve Mustafa Kemal aleyhindeki yazılarıyla İstiklal savaşımızın en koyu muhaliflerinden biri olmuştur. Kurtuluş savaşı aleyhtarlığı, savaş sonunda ölümüne neden olmuş ve İzmit'te linç edilerek öldürülmüştür. Peki vatan hainliği yüzünden korkunç bir ölümle hayatı son bulan Ali Kemal kimdir? Siyasi g
Balkan Rehberi 1 : Üsküp

Balkan Rehberi 1 : Üsküp

Tarih
Bu yazı serimde sizlere Balkanları şehir şehir tanıtacağım. Osmanlı'nın temellerinin atıldığı, binlerce yıllık tarihleri olan bu şehirleri okurken kendinizi Balkanlarda geziyormuş gibi hissedeceksiniz. Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı Üsküp, Atatürk'ün askeri liseyi okuduğu Manastır, Binlerce yıllık tarihleri olan Budva ve Kotor, İç savaşın yıktığı Sarajevo ve Mostar, Kanuni'nin şehri Belgrad... Hepsini tek tek anlatacağım. Balkanlarda ilk durağımız Üsküp… Üsküp, 1990 yılında bağımsızlığını ilan eden, 2,5 milyon nüfusa sahip Makedonya’nın başkentidir. Nüfusu 536 bindir. Yani ülkenin %30 a yakını Üsküp’te yaşamaktadır. Üsküp’te yaşayanlar yaşadıkları şehri Skopje olarak adlandırıyorlar. Etnik açıdan Üsküp’te en kalabalık grup Makedonlardır. İkinci sırada Arnavutlar, üçüncü
Lozan Türk Tarihinin Şanlı Zaferlerinden Biridir

Lozan Türk Tarihinin Şanlı Zaferlerinden Biridir

Tarih
Bugün Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Lozan anlaşmasının 94. Yıl dönümü… Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu, emperyalizmin yenilgiyi kabul ettiği gün… Aradan neredeyse 100 yıl geçti ama hala ne Cumhuriyet’in değerini tam manasıyla anlayabildik. Ne de Lozanı… Kendisine sözde üstat tarihçi diyen ama tarihçiden daha çok Maraş dondurmacısına benzeyen fesliler yıllarca Lozan hakkında utanmazca yalanlar uydurdular.  Eni boyunu tutmayan saçmalıklarla hem Türk milletini zehirlediler hem tarihe ihanet ettiler. Bu tarih yalancılarına göre Lozan hezimetmiş. Çünkü Lozan’da biz 12 adayı, Musul’u, Kerkük’ü vermişiz. Sadece bununla yetinsek iyi. Bir de Lozan’da nasıl oluyorsa dinsiz olmayı kabul etmişiz. İngilizlere ‘’Biz artık Müslüman dindar bir millet olmaya
Osmanlı Armasının Tarihi Geçmişi ve Hikayesi

Osmanlı Armasının Tarihi Geçmişi ve Hikayesi

Tarih
Arma geleneği ilk olarak haçlı seferleri sırasında başlamıştır. Şövalyeler, müfrezelerini ayırt etmek için kendilerini ifade eden armalar kullanmıştır. Haçlı seferleriyle başlayan arma geleneği daha sonra Kralların, zengin ailelerin, tarikatların, Üniversitelerin sembolü olmuştur. (1) Osmanlı’da ise arma diye bir gelenek yoktu. Arma yerine sayılabilecek semboller padişahların tuğralarıyla sancaklardaki tek ve üç hilaldir. Ancak bunlar batılı tarzda armalar sayılamazlar. Çünkü her padişahın tuğrası farklıydı. Devleti değil padişahı sembol eden işaretlerdi. Arma ise devleti ifade eden semboldür. Osmanlı’da İmparatorluğun son dönemine kadar bir devlet arması olmamıştır.(2) Peki, bugün hepimizin bildiği özellikle muhafazakar kesimin çok benimsediği Osmanlı arması neden ve nasıl ortay
Türk Edebiyatında Hiciv Sanatı

Türk Edebiyatında Hiciv Sanatı

Tarih
Şiir, sadece aşktan, özlemden, sevgiden bahsedilen bir yazım türü değildir. Siyasi ve sosyal konularda şiirlerde yer alabilir. Devlet yöneticileri şiirlerde eleştirilebilir. Divan edebiyatında bu tarz şiirlere hiciv, halk edebiyatında ise taşlama denir. Hiciv ve taşlamanın amacı bir siyasi ya da sosyal sorunu yermek ve halka nasihat etmektir. Bu yüzden hicvin dili çoğu zaman serttir. Hatta bazen bu sertlik ağza alınmayacak küfürlere kadar varabilir. Gerek divan gerekse halk edebiyatımızda bugün bile kolay kolay yazılamayacak sertlikte şiirler vardır. İşte size Türk edebiyat tarihinden bazı örnekler: Hiciv denildiğinde akla gelen ilk şairlerimizden biri şair Eşref’tir. 19. Yüzyıl’ın şairlerinden olan Eşref, şiirlerinde dönemin siyasi ve sosyal sorunlarını sert bir dille eleştirmiş
Emperyalizmi Pasif Direnişle Dize Getiren Lider: Mahatma Gandhi

Emperyalizmi Pasif Direnişle Dize Getiren Lider: Mahatma Gandhi

Tarih
Mahatma Gandhi... 20. yüzyılın en büyük halk liderlerinden biri... Atatürk'ten sonra İngiliz emperyalizmini yenilgiye uğratan ikinci  devrimci... Bağımsızlığın silahsız direnişle de kazanılabileceğini ispatlayan bir bilge... Bugün Hintlilerin Mahatma yani kutsal ruh olarak isimlendirdikleri Gandhi, 2 Ekim 1869 da Hindistan'ın Gujarat eyaletinin Porbandar kasabasında dünyaya geldi. Asıl ismi Mohandas Karamçand’tır. (1) Daha sonra Hindistan'ın bağımsızlığında üstlendiği büyük rol yüzünden ''Mahatma'' (Yüce ruh) ismini almıştır. Gandhi, Hindistan'ın bağımsızlık önderi olmadan önce bir avukattı. Hukuk eğitimini hayatı boyunca mücadele edeceği İngiltere'de gördü. Londra'da hukuk eğitimi aldıktan sonra 1893 yılında bir Hintli hukuk şirketinde çalışmak için Güney Afrika'ya gitti.(2)
Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Necip Fazıl Kısakürek Hakkındaki Gerçekler

Tarih
  O, bugün İslamcıların ve ülkücülerin bir kesiminin gözünde büyük üstad… Hatta bazılarına göre büyük Müslüman… Şiirlerinde yaşadığı her şeyi yazan, bir söz ustası şair…  Necip Fazıl Kısakürek… Günümüzde birçok ideolojik ve siyasi tartışmalara konu olan Necip Fazıl hayatı boyunca gel gitler yaşayan biridir. Gençliğinde bohem bir hayat yaşamıştır. Öyle ki  Fransa’da okuduğu yıllarda alkol ve kumara bağlılığından dolayı kaldığı evin kirasını bile ödeyemeyip sokakta kalmış, yurt dışında sefil bir hayat sürmüştür. Necip Fazıl’ın kumara, alkole, kadına düşkünlüğü gençlik yıllarında yazdığı şiirlere de yansımıştır.  Kadın bacakları isimli şiirinde kadınlara olan düşkünlüğünü şöyle ifade etmiştir: Her ayağın bastığı yerde sanki kalbim var, Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezili
Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarihi İlla ki Marjinal Yorumlamak Zorunda Mısınız?

Tarih
Son haftalarda Cumhuriyet tarihi konusunda her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Birkaç kendini bilmez tarihten habersiz cahilin Atatürk’e attığı iftiraları hepimiz gördük. Geçen de bir TV kanalında Atatürk düşmanlarının tam zıttı bir anlayışla Atatürk’ün bir mucize gibi anlatıldığına şahit oldum. Programa konuk olan konuşmacının iddiasına göre Atatürk her şeyi tek başına yapmış, silah arkadaşlarının hepsi kıt zekâlı, beceriksiz insanlarmış, hatta bu insanlar Mustafa Kemal’in savaşı kaybetmesi için dua etmiş falan filan. İzlerken bu nasıl bir fanatizm demekten kendimi alamadım. Tarihi illa böyle uç noktalarda yorumlamak zorunda mıyız? İlla ki Atatürk ya hain ya da İnsanüstü bir varlık olmak zorunda mı? Bir orta yolunu bulamıyor muyuz? Atatürk'ün tarihi değerini küçültmeye çalış
Creampie